• 04 Mayıs 2017, Perşembe 17:20
RamazanAlbayrak

Ramazan Albayrak

Yol Kenarında Peşin Para Çay Alımı

Geçen yıl üreticinin dile getirdiği en önemli konulardan bir tanesi hiç şüphesiz özel sektörün peşin para ile çay alımında uyguladığı fiyattı. Nerdeyse taban fiyatın yarısına düşmüştü fiyatlar çayı elinde kalan devlete satamadığı çayları bu fiyata verip elden çıkarmak bir yerde kurtuluş bir yerde de fırsatçıların ekmeğine yağ sürmek gibi geliyordu üreticiye. Bu yıl durum iyi yönde biraz daha farklı , yol kenarlarında gördüğümüz bir çok tabelada şöyle yazıyordu kantarda ödeme Kg 1200 TL önceki yıllarda hem yarı parasına alıyorlardı.  Her sene değişen çayın fiyatı 2014 yılında 1.38 lira fiyat, 12 kuruş destekleme pirimi olmak üzere 1.5 lira oldu. 2013 yılında yıllık ÜFE yüzde 6,97 arttı, TÜFE yüzde 7,40 arttı. Geçen sene fiyat 1 lira 23 kuruştu. Üretici çayını satacak firma bulamıyordu, çok şeylere şahit oldu bu çay sektörü deyim yerindeyse dibi gördü araya adam sokarak çayını satmaya çalış peşin paranın peşi yok ortada zaten Allah kerim seneye alırsın artık.

Şimdi hep üreticimizin geçmişte ve günümüzde yaşadığı sıkıntıları sıralarken, Çay sanayicimizin sıkıntılarını, fedakarlıklarını görmezden gelemeyiz. Zamanında Çaykur da kotamız doldu geri kalan çayımızı kart köklü, otlu nasıl olsa özel sektör alıyor mantığıyla toplayıp satmadık mı, ortak mantık şuydu üretici olarak ben bu çaydan satıp kurtulayım da kaliteymiş oymuş buymuş hiç birimizin aklının ucundan geçmeyen düşüncelerdi. Sanayici tarafından durum daha da vahim bu çayı alacak, işleyecek, bin bir uğraşla uzun vadelerle satacak üreticiye borcunu ödeyecek. Ya üretim aşamasındaki maliyet giderleri vergisi SSK’sı stopajı personelinin maaşı bunlar her ay sonu nakit olan giderler sanayici yine banka kredisine mahkum evi arabası her şeyi ipotek altında olacak.

Anlaşılan o ki üreticinin yüzü her sene bir önceki seneye göre biraz daha gülecek. Öyle ya her iki tarafında kazanması büyük yarar sağlar. Emekler boşa çıkmaz. Çayın değeri artar.

Tabii çay her zaman değerli. Ancak çoğu zaman bu düşünce değerini kaybediyor. Yani çayımız ve üreticimiz değerini yitiriyor. Nedeni şudur ki; Kolay ulaşılabilecek bir içecek olduğu düşünülmesi. Ucuza getirilmesi. Aslında bilinse ne şartlarda meydana geldiğini herkes daha iyi anlar durumun ciddiyetini.

Çayımızın neredeyse %50 ve belki de daha fazlasını toplayan gürcü işçilerle ilgili Birkaç şey söylemeden geçmek olmaz. Bu arkadaşlar karaborsa olmuş durumda, paraları peşin ödeniyor, bizzat şahit oldum. Batumdan geldikleri gibi  hemen taksi durağına gelip bizi falan köyden felanca aradı arayan kişinin telefonunu şoföre gösterip;  çayları varmış toplamaya geldik, bizi oraya götür diyorlar. Durum daha da vahim bunun yüzünden birbirine küsen komşular mı ararsın vay efendim sen işçilerini bana 3 gün yollasaydın niye yollamadın ayrıca Gürcü işçilerin zaman zaman köylerde yanlarında kaldıkları vatandaşlara karşı karıştığı adli olaylara ne demeli. Daha önceden bu çayları biz toplamıyor muyduk? Ne oldu bize, çaylıklar bölündü, azaldı. Daha doğrusu  Babalarımız 10 ton çay verirdi. 5-6 kardeş olunca bölünüp 1-2 tona düştü gençlerimiz artık uğraşmak istemiyor kafalarında şu var ben zaten tatile geldim neden çaylığa gideyim. Sonuç; yakında gürcü çay yarıcılarımız, komşularımız olursa şaşırmayalım. Bütün bunların neticesinde çayını toplayamayan üreticimiz yakın bir gelecekte ömrünü yavaş yavaş tamamlayan çaylıklarımızın yenilenmesi konusunda mutlaka desteklenmeli, yalnız bırakılmamalıdır. Çok nazlı bir yapıya sahip olan çayımız doğanın çetin şartlarıyla savaşırken bir de insanoğlunun darbelerine maruz kalıyor. Yetmiyor başka eller dokunuyor. Karadeniz’in çocuğuna başka aileler sahip çıkıyor. Üstelik belli bir ücret karşılığında… Para ile bu hakkı elde ediyorlar.  Elbette insan kendisine ait olmayan bir şeyin değerini bilemez ne kazanırsa kar’dır anlayışıyla bakar. Bizim Rize’de de durum bu şekilde. Dışarıdan gelen yabancı eller tutmuş bizim çayımızı topluyor. Çok gündeme geldi bu konu. Doğal olarak Rize de bu işi yapacak insan mı kalmadı sorusunu da beraberinde getirdi. Düşünüyorum da acaba yerli halkımızda bu durumdan sıkıldı mı? Çay artık düşünüldüğü gibi kolay ve sıradan bir hal mı aldı?

Benliğimizin bir yansıması olarak düşünürüm ben Türk Çayını. Tadıyla rengiyle bir başka. İsterim ki yine Karadeniz’den başka ellerde değmesin. Farkını kaybetmesin. Ancak öyle bir hal aldı ki sırf toplamak için dışarıdan adam buluyoruz.

Yabancılarda bilmeli, görmeli, dokunmalı çayımıza. Ancak bu şekilde değil. Bizim ürünümüzü kendileri satışa hazır hale getirerek değil. Bizim ürettiğimiz, topladığımız, işlediğimiz çayı içerek, tattırarak göstermeliyiz. İhracatımızı genişleterek. Avrupa da Türk Çayını marka yaparak, rengiyle gözleri doldurup, duruşuyla imajını yansıtarak büyülemeliyiz. O zaman anlaşılır ne emekler verildiği. O zaman daha bir değerli olur Türk Çayı, Türk’ün Çayı.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık