• 04 Mayıs 2017, Perşembe 17:20
PelinENDEROĞLU

Pelin ENDEROĞLU

Çayın Tadı İnce Belli

Türk tarzı çay bardağının ilk kez kim tarafından tasarlandığı karışık bir konu olmakla beraber, Hoca Ali Rıza’nın Semaver adlı tablosunda çay bardağına denk gelmekteyiz. Sanatçının 1930 yılında öldüğü göz önünde bulundurulduğunda semaver ve çay bardağının 80 yılı aşkın süredir kullanımda olduğunu söylemek mümkün olmaktadır (Altay- lı, 2005).

**1900'lü yıllarda Beykoz'da kurulan cam fabrikasında ilk kez, kez ayak, kulp ve sap kaldırıldı ve bugünküne yakın bir çay bardağı ortaya çıktı.

 

Tasarım değerleri açısından ele alındığında ince belli bardak, çay içme zevkini her duyu için üst düzeye taşıyacak niteliklere sahiptir. Bardağın şeffaf ve ince camdan olması, çayın rengini görmeye izin verirken aynı zamanda dem ve su oranını ayarlamaya izin verir. Bununla beraber çay kaşığı ile şeker karıştırıldığında kaşığın ince bardağa çarpması ile çıkan ses çay sohbetlerinin değişmez bir parçasıdır. 

 

Çay bardağının ortasına doğru incelmesi alt kısmının avuca oturmasını sağ- larken, çayın sıcaklığını avuç içinde hissetmeyi kolaylaştırmaktadır. Bardağın ağzının genişleyerek sonlanması hem çayın kokusunu duyulmasını ,aynı zamanda içim için soğumasını sağlar. 

“ Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer. “

Can Yücel

……..

Hangi biçimde içerse içsin Türklerin ortak tutkusu ise cam bardaktır. Rengini görmek, sıcaklığını hissetmek ve kaşığın cama vurduğunda çıkardığı sesi duymak ister çay içen.

 

Uzun zamandır çay içiyoruz….

Çayın Osmanlı'ya gelişi ise 19.y.y'ın sonlarına rastlıyor. İstanbul'daki bazı dükkanların az miktarda çay ithalatıyla başladı.

Çay'ın Anadolu coğrafyasında boy göstermesi için uzun bir zaman geçmesi gerekmişti. 1918'de Halkalı Yüksek Ziraat Okulu hocalarından Ali Rıza Erten, I.Dünya Savaşı'nın ardından da Ziraat Genel Müdürü Zihni Derin, Doğu Karadeniz'e gönderildi. Erten'in Doğu Karadeniz'de çay yetiştirmenin uygun olduğu raporunun ardından Zihni Derin'in Rize'deki çalışmaları 1923'te ilk çay fidanlığının kurulmasıyla sonuçlandı. 1924'te yine Zihni Derin'in çabaları sonucu bölgede çay üretimini desteklemeye yönelik kanun teklifi meclise sunuldu ve kabul edildi. Ancak dönemin olumsuz ekonomik şartları bu girişimi engelledi.

 

1938'de Rize Çay ve Fidanlıklar müdürlüğü yeniden faaliyete geçti. Tüm bu çalışmalar sonucu Türkiye'de ilk kez büyük çaplı kuru çay üretimine başlandı.

  İlk üretimin gerçekleşmesinden sonra çay, halka tanıtılmaya başlandı. Rize'deki çay ocaklarına ücretsiz çay dağıtıldı. Tanıtım çalışmalarının da olumlu sonuçlar vermesi ile Türk halkı yerli malı çay üretmeye ve tüketmeye başladı.

 

 

 

**Türkiye'de çay yetiştirilmesi konusunda temel oluşturan girişim ise 1917 yılında gerçekleştirilmiştir

**İlk çay fabrikasının temeli 21 Haziran 1946 tarihinde atılarak, 60 ton/gün kapasiteli olarak 1947 yılında Rize'nin Fener mevkiinde işletmeye açıldı. 

 

1965 yılına gelindiğinde ise kuru çay üretimi iç tüketimi karşılar hale geldi. Bugün ise Türkiye, yaklaşık 25 ülkeye kuru çay ithâl eden bir ülkedir.

 

 

 

Çay sen nerelisin?

Her bölgede sevilip içilse de, Türkiye’deki çayın vatanı Doğu Karadeniz Bölgesi. Bugün, Rize başta olmak üzere Trabzon, Artvin, Ordu ve Giresun’da, kimi zaman bin metreye kadar yükselen, 758 bin dekar alanda çay tarımı yapılıyor. 

Çayı tutkuyla seven Türkler yılda kişi başına ortalama 2,3 kilogram çay tüketimi ile dünyanın en çok çay içen milletleri listesinde dördüncü sırada yer alıyor. 100 yıl önce kahvesiz yapamayan halkımız bugün ince belli cam bardaklarda çayını içmeden güne başlamıyor.

Çayınızı nasıl içersiniz  ?

Çay içme tarzları ise yörelere göre değişiyor. Erzurum ve doğusundaki illerde çay, açık renkli ve kaşıksız gelir ve “kıtlama” denen özel bir yöntemle içilir. Kıtlama, Kars ve Erzurum yöresinde üretilen büyük ve sert şekerlere verilen isim. Özel makaslarla, elle ya da ısırılarak koparılan ufak parçalar, dil altına konur ve çay içildikçe, eriyen şeker de tat verir. Eğer misafirseniz, siz “yeter” demedikçe çay sürekli tazelenir. Teşekkür edip, başka istemediğinizi söyleseniz bile mutlaka bir bardak daha ikram edilir. 

Güneydoğu’da genelde kaçak çayı içilir. Rengi koyu, tadı daha acıdır. Bardaklar da diğer bölgelere göre biraz daha büyük olur. Gümüşhaneliler orta, Trabzonlular ise az şekerli çayı tercih eder. Tokat’ta bardak ufak olsa da mutlaka dudak payı bırakılır. Rizelilere göre ise en güzeli Çaykur’un üretimi yani kendi çaylarıdır.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık