• 04 Mayıs 2017, Perşembe 17:20
MelisÖZER

Melis ÖZER

İlk Heyecan

İlk heyecan

Ne yoruldum be! Bunca yolu mu geleceğim ben! Diyerek bir isyan haliyle vardım şirkete. İçeriye girdim boncuk gözlü bir abi karşıladı buyurun Özlem hanım yukarı da diyerek. Çıktım yukarı sevimli güler yüzlü bir bayan hoş geldin diyor. Ön konuşma yapıyor benimle ama ben hala neredeyim havasındayım etraf gazete tablolarıyla dolu. Bir rahatladım ama iyi geldi.
Sonra doğruca karşı odaya genel yayın yönetmeninin yanına götürdü beni, sıcak bir selamlaşmanın ardından konuşmaya başladık. Etrafta kitaplar, duvarda çerçeveler var. Her şeyi incelemek ve güzel geçen sohbetle meşgul olurken yorgunluk gitti tabi. O gün şirketten ayrılırken dönüp bir daha baktım, yolun uzun ama daha yapacak çok iş var diyerek.
Sonrası ilk iş günü…
Benimsemek gerekiyor yapacağın işi. İçine sindirmek, bağdaşmak bir bütünlük oluşturmak. Elbette ki bir zaman gerek. Ama sanki ben yıllarca Çay Dünyasında çalışmış gibiydim. Farkında olmadan çalışmaları hızla tamamladık. Ekip işidir bu. Özlem hanım en büyük destekçi şüphesiz. Ne sıkıntılar yaşıyor, kimlere derdini anlatmaya çalışıyor bir bilseniz. Bu kadar zor mu bu iş hiç göründüğü gibi değilmiş dersiniz. Kolay değil tabi sektör geniş ama destek? 
Bir ürün çıkarıyorsunuz ortaya bunun heyecanıyla geçiyor bir ay. İstersiniz tabii takdir edilip, beğenilmeyi arzularsınız.  En önemlisi destek beklersiniz. ‘’Bakarız ya, sonra hallederiz’’ diye geçiştirme sözler şevkinizi kırar. Motivasyonunuzu düşünür. 
Sektör bir görse çalışma ortamını, çaya gönül vermiş insanların halini. Ekiple sadece bir gün geçirmeniz yeterli olacaktır eminim. 
Çay bu alt tarafı diyenlerde var tabi. Hatta ben bir işi yaparken belki on kere üzerinden geçiyoruz genel yayın yönetmeni şunu böyle değiştirmek daha uygun diyor tekrar başa alıyoruz. Bir gün yine aynısı oldu ve dönüp ‘’bir çayı nasıl bu kadar abartıyor diyorsun demi’’ dedi. Göz göze geldiğimizde gülümseyip ‘’hayır’’ dedim. ‘’böyle düşünmen normaldir içine girince anlıyor insan, sende zamanla anlarsın ne demek istediğimi’’ diyerek ayrıldı odadan. Sonrasında araştırmalara başladım nedir bu çayın sırrı, neden Çay Dünyası Gazetesi diye kendi kendime sorguladım. Arkadaşlara da yeni işimi anlatıyorum büyük heyecanla. O sırada herkes çay içeriz dedi, kimsenin fikrini sormadan, ilk söylenen söz çay! Neden kimse kahve değil, limonata değil de çay dedim. İşin içinde olunca her şeyi merak ediyor insan. Aldığım cevap netti. ‘’çay kalabalıkla iyi gider’’ 

Bizi biz yapan bir değerin neden bu kadar önemli olduğunu düşünmeye gerek var mı ki daha? 
Geriye yaslanıp bir düşünün ya da şu an masanızın üzerinde duran bardağın içinde ki şeye bir daha bakın. Sabah kahvaltınız da, öğle yemeğinde, 5 çayında, akşam yorgun gittiğiniz eve bulaşık yıkamak bile zor gelirken içmekten keyif aldığınız şey nedir?
Çünkü biz Türk milletiyiz, milli değerlerimizden biri de çay ve biz değerlerine sahip çıkan bir milletiz. Böylesine bizden bir şeyi geri plana itemezsiniz, bu sektörün tek sözcüsünü görmemezlikten gelemezsiniz. Çünkü sizi siz yapan bir şeyi yenilikleriyle, değişimleriyle sizlere sunup, haberdar ediyoruz. Milli duygularla yaklaşın o zaman anlayacaksınız işin değerini.

Bu ay sempozyum vardı mesela haberiniz var mıydı? Eminim çoğunuz şimdi bu yazıyı okuyunca öğrendiniz. Neden böylesine az bir ilgi var? Kendi içinde birlik olmayı gösteremiyor muyuz yoksa? Sadece Türk firmaları değil ki Avrupa’dan da bir çok firma vardı. İyi bir hazırlık yapmışlar. Rekabet hırsları ihraç oranlarından belliydi. Halbuki bizler de böyle olmalıyız, kendi içimizde rekabet gösterip dış dünyaya birlik olduğumuzu benimsetmeliyiz. Türk’ün birleştirici gücünden korkmalılar. Lakin görünen tablo hiçte öyle değildi. Eksiklerimiz, eksiklikler vardı.
Biz sektörün tek sözcüsü olarak orada bulunan firmalarımıza gereken desteği gösterdik. Yabancı firma sorumlularına bile gazetemizi gösterip beğeni topladık. Şaşkınlıkla incelediler sayfalarımızı. Çünkü ilk ve tek olmanın öncüsüyüz. 
Ne yazık ki bizim çay sektörü bu durumdan sıkılmış gibi. Bizler her ay ortaya bir şeyler çıkarmak istedikçe geriye çekiliyorlar. Yanımızda, yakınımız da olup bize yön göstermek yerine sonraya erteliyorlar. Ama bizim için sonrası ve sonu yok. Yılmak yok. Aksine üzerine gideceğimiz daha çok proje var. Her şey zamanla daha güzel olacak inancıyla devam ediyoruz bu yolda. 

Ve ben şimdi ‘’ Bunca yolu mu geleceğim ! ’’ derken o yolun ne kadar önemli ve değerli olduğunu daha iyi anlıyorum. Bu yol gelinir, çünkü yapılacak iş, içecek daha çok çayımız var!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık