• 04 Mayıs 2017, Perşembe 17:20
MelisÖZER

Melis ÖZER

Çay Karadeniz’se Güzeldir

Sizce çay nedir? diye bir soruyla karşılaşsanız eminim çoğu kişi siyah tomurcuk tanelerine kaynayan suyun ilave edilmesiyle ortaya çıkan kahve renklerdeki içecek diye cevap verir. Her ne kadar da çayı bu şekilde yapsak da doğru cevap bu değildir. Çünkü Çayı Çay yapan bu şekilde tüketilmesinden ziyade üretilmesidir. Yani Çay=Karadeniz demektir. Çay Karadeniz’se güzeldir.

Şöyle bir geçmişe küçük yolculuk yapalım. 1900’lü yıllara kadar çayı tanımayan ve tam bir ’kahve tiryakisi’ olan ülkemizde bugün çay, sudan sonra en sık tüketilen içecek haline gelmiş durumda. Ve tabii bilirsiniz ki 1923 yılında çay ve narenciye fidanlığı kurmak üzere Rize'ye gönderilen Zihni Derin bizim Türk Çayımızın kurucularındandır. Aslında geçmişten bahsetmek öyle iki cümleyle anlatılacak bir durum değil. Sizlerin yemekten sonra, beş çayında ve akşam televizyon karşısında tükettiği çayın aslında hiçte kolay yetişmediğine değinmek istiyorum. Her şeyden önce bir tarihi var milli içeceğimizin.

Ben Karadenizli değilim ancak bu derginin bir çalışanı olarak sizlere çayın sürecini kendi gözlemlerimle anlatacağım.

Çay bir başka yetişiyor Rize’de. Öyle basit bir iş değil. Bir vakit ayırmalısın onun bakımına. Nasıl ki çocuğuna bakmak için koruyup kolluyorsun. Çayında nazını çekmesini bilmelisin. Lakin çay bir çocuktan daha usludur. Kışın bile üzerine yağmur yağsa kar yağsa hiç üşüdüm demez. Öylece fırtınanın dinmesini bekler. Birde bunca çile yetmezmiş gibi fermantasyon işlemlerinden sonra kuruyup bir çare suya kavuşmayı bekler. Sıcacık suyu üzerinde hissedince de bir gelin edasında salına salına dökülüverir rengi. Suyla kucaklaşır bir bütün olur. İsteseniz de artık ayrılamaz ondan. Dumanı inatla siz için diye tüter üzerinde. Ne zaman ki bittiğini anlar. Atar kendini bir köşeye yeni neslini gelecek takipçilerini bekler. Aşk’tır, aşıktır.

Ben ki sizlere çayı içerken içime verdiği sıcaklığın kalemime yansımasıyla anlatıyorum bunları. Eminim ki gurmeler daha iyi aktarır. Birde onu yetiştirenlere, bahçelerinde çalışanlarına sorun. Bir film gibi geçen süreçte aslında ne emekler harcandığını daha iyi anlarsınız. Anlarsınız ve çaya ihanet etmezsiniz. Başka başka yerlerden başka şekillerde üretilmiş başka ellerin karıştığı çayları evinizin içine almazsınız. Ve bakarsınız ki aldığınız çayın bir hikayesi yok anlayamazsınız o zaman damakta kalan tadın değerini. Yazılan bunca eserin, tarihi değerlerin, Zihni Derin’in, bu sektöre gönül vermiş çalışanların emeğine ihanet ederken demlenen çayın içinizi ısıtacağını sanmayın. Çünkü çay Karadeniz’se güzeldir. Karadeniz de yeşili ile…

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık