Yeşil Çay ile Bitki Çayı Meselesi 2

Takvim yaprakları 1800’leri gösterdiğinde, çayın daha az kişi tarafından bilindiği o dönemlerde, şuan yaşadığımız sorun yaşanmaya başlanmıştır. İlki Tokat Çayı meselesi diğeri Bursa Çayı meselesi, ki o ne güzel bir yaşanmışlıktır.. Şahsen her okuduğumda inanılmaz heyecan ve keyif almışımdır. Şimdi size bu iki meseleden bahsedeceğim.

Yeşil Çay ile Bitki Çayı Meselesi 2

Takvim yaprakları 1800’leri gösterdiğinde, çayın daha az kişi tarafından bilindiği o dönemlerde, şuan yaşadığımız sorun yaşanmaya başlanmıştır. İlki Tokat Çayı meselesi diğeri Bursa Çayı meselesi, ki o ne güzel bir yaşanmışlıktır.. Şahsen her okuduğumda inanılmaz heyecan ve keyif almışımdır. Şimdi size bu iki meseleden bahsedeceğim. Öncelikle kıymetli Prof. Dr. Kemalettin KUZUCU hocamıza saygılarımı iletiyorum. Kendisinin on yılı aşan bir çalışma neticesinde gelecek nesillere, çaya dair bırakmış olduğu çok değerli bir eser olan Bin Yılın Çayı/ Osmanlı’da Çay ve Çayhane Kültürü isimli kitabından alıntılar yaparak sizi de bu heyecana ortak etmek istiyor, 18.yy'dan 21.yy'a halen aynı sorunun nasıl devam ettiğini görmenizi istiyorum:

1870'li yıllarda Tokat'ta keşfedilen ismine de Tokat Çayı denilen bitki; Ahmed Şakir Paşa tarafından söz konusu bitkinin incelenmesi için Orman ve Maadin ve Ziraat Nezareti'ne numune gönderilir ve Mekteb-i Tıbbiye'ye Sadaret tarafından da ulaştırılır.  Kimyagerler Ali Rıza ve Vasil Naum tarafından imzalanan araştırma raporu bitkiyi bütün boyutlarıyla tanıtır.  Sonuç itibariyle kimyagerler bu yaprakların, belirtilen bileşikleri ihtiva etmemesi nedeniyle Çin çayı olmadığını, adi ağaç yapraklarının siyah çay hazırlama tekniğinde işlenmesiyle elde edilmiş ve çay görünümü verilmiş bir madde olduğuna hükmetmişlerdi. Sağlık açısından riskli bir madde bulunmadığını da eklemişlerdi. Ahmed Şakir Paşa iki ay sonra Sadaret'e ilgili incelemeyi hatırlatır. Umûm Mekâtib-i Askeriyye-i Şahâne Nazırı imzasıyla gelen cevabi yazı şöyledir:

“… çay gibi kavrulmuş ve bükülmüş ve zâhiren çay şekline konulmuş çayın gayri bir nebat olduğu gösterilmiş olmasına nazaran bunun çay nâmıyla füruhtu câiz olamayıp ancak bükülmek ve kavrulmak gibi tagayyürâta uğratılmayarak kendi ismiyle ve hâl-i tabiîsiyle satılmasında mahzûr olmadığı….” (BOA,BEO,1492/111872,22 CA 1316/8 Ekim 1898)

"....Birinci Dünya Savaşı'nın doğurduğu ağır ekonomik koşullar yüzünden bazı tüketim maddelerinin kıtlığı baş göstermiş, çay da bundan nasibini almıştı. Bu durum çayın karaborsaya düşmesine, fiyatların yükselmesine yol açmıştı. Varlıklı tiryakiler astronomik fiyatlara katlanarak evine hakiki çay götürürken; orta ve dar gelirliler, dağlarda ve kırlarda kendiliğinden yetişen birtakım bitkileri çay gibi haşlayarak içmeye, böylece çay ihtiyaçlarını gidermeye çalışmaktaydı. Bu tür bitkilerin başında Bursa'da yetişen ayıüzümü geliyordu. " (Kemalettin Kuzucu, Bin Yılın Çayı, 2012, s.205)

Bursa çayı meselesi ilk olarak Halkalı Ziraat Mektebi botanik öğretmeni Ali Rıza Bey ile Bursa Ziraat Mektebi ilm-i nebatat öğretmeni Mehmed Refet aralarında bir tartışma olarak başlamıştır. Sonrasında başka bilim adamları da bu polemiğe katılır, yerelde ve ülke genelindeki basın organlarında yer alan tartışmalar, Halkalı Ziraat Mekteb-i Âlîsi Mecmuası’nda karşılıklı olarak verilen cevaplarla devam eder. Yapılan tartışmaların odak konusu çayın etkin maddesi teinle ilgilidir. Bursa çayı denilen bitkiden alınan numuneler Halkalı Ziraat Mektebi laboratuvarında incelenir. Teinin bulunmadığı, görüntü olarak da çaya benzemediği hatta çayda olması gereken diğer kimyasal bileşiklerin de olmadığı raporlanır. 1917’de Ali Rıza Bey’lerin yayınladıkları raporda Bursa çayı içeriğinde kafein olmadığını da belirtirler.

Ali Rıza Bey ile Mehmed Refet arasındaki polemiğin detaylarını kitaptan okuyabilirsiniz. Fakat yayınlanan makale isimlerini özellikle paylaşmak istiyorum:

Ali Rıza-Nureddin Münşi,"Bursa'dan Çay Çıkar mı ve Bursa Çayı Nedir?"

Mehmed Refet, "Bursa Çayı"

Ali Rıza, "Bursa Mecmuasına Cevap"

A.Hadi, "Türkmen Çayı-Bursa Çayı"

Ali Rıza, "Bursa'nın Çimen Çayı Yaban Mersini, Vaccinium Mytrillus"

Şimdi günümüze tekrar dönelim.. Ne yazık ki medyada çokça yanlış haberler, yanlış bilgilendirmeler söz konusudur. Örneğin; manşet şu: Hangi bitki çayı neye iyi geliyor?Cevap madde madde verilmiş ve ilk maddede yeşil çay anlatılmış. Sonraki maddelerde ise papatya, ısırgan otu, hibiskus şeklinde devam ediyor. Bir başka örnek de hâlihazırda satış yapan çay markalarının yeşil çaylarını satan 3.firmaların kullandığı ifade;  “X Marka Bitki Çayı Yeşil Çay” ya da “Yeşil Çay Bitki Çayı” diyerek ürünü satan 3.firmalar yazıyor ama ürün sahibi firma ürün ismini “Bitki Çayı Yeşil Çay” diye asla isimlendirmiyor. Satıcı 3.firmalar ve özellikle harman yapan firmalar bu isimlendirmeyi kullanıyor.  Markadan markaya değişiyor bu durum. İsimlendirmede yaşanan bu sorun acaba çayların içeriğinde de yaşanıyor mudur diye düşünmüyor değilim açıkçası… Ürün sahibi firmalar haliyle bu satıcı firmaları kontrol etmiyorlar, görünen o maalesef. Ama buna bir son verilmesi gerekiyor. Yeşil çay bunu hak etmiyor. Bitki çayları da aynı şekilde bu yanlışlığı hak etmiyor.

Ve karşılaştığım nice menüler… Menü masaya geliyor:

Bitki Çayları başlığında : 1.Yeşil Çay 2.... 3.....4..... 5.Earl Grey

İnanılır gibi değil!

İsimlendirme ayrımının ve öneminin daha iyi anlaşıldığını umuyorum.

Bitki çayı dediklerinde yeşil çay veremez, yeşil çay dediklerinde de “a evet bitki çayı” diyemezsiniz. Tekrar ediyorum; yeşil çay için gerçek bir hakarettir bu! Garsonların şaşkınlığını kaç kez yaşadım bilemezsiniz. Çok samimi söylüyorum bu toplum bunu hak etmemektedir. Kapitalist sistem diyerek gem vurmak kolaydır. 21.yy’da yaşadığımızın artık bilincinde olmamız gerekmektedir. Dile pelesenk olan nice kavram ve durumlar artık sorgulanmalıdır. Çay konusundaki hassasiyetim bunca menüyü gördükçe daha çok artmaktadır. Bir önceki yazımda Neden Turkish Tea Academy? başlığı ile çay konusunda bir dert edinme hali ile attığımız adımdan bahsetmiştim. Ülkemizin bu Academy’e olan ihtiyacı çok aşikârdır. Bunca yanlışlık Nazım Hikmet’in dediği gibi "Ben yanmasam sen yanmasan biz yanmasak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa..."

 

NİLGÜN YALÇIN

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık